Miras ortaklığı nedir, paylaşma ve ortaklığın giderilmesi nasıl işler?

Miras ortaklığının niteliği, mirasçıların anlaşmayla paylaşma yolları ve anlaşılamazsa sulh hukuk mahkemesi ile arabuluculuk basamakları. Resmî kaynaklı genel not.

Birden fazla mirasçı olduğunda mirasçılık belgesi, kimlerin mirasçı olduğunu gösterir; ancak malların kimin adına, hangi oranda ve nasıl kullanılacağını kendiliğinden çözmez. Belgenin ne gösterdiği ayrı bir notta, belgeye hangi yollarla ulaşıldığı ise başka bir notta anlatılmıştır. Bu not, belgeden sonraki aşamayı genel hatlarıyla ele alır. Mirasın reddi ayrı bir notta ele alınmıştır: Mirasın reddi süresi ve nasıl yapılır?

Kısa özet: Birden çok mirasçı varsa paylaşmaya kadar mirasçılar arasında bir miras ortaklığı doğar ve mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olur. Mirasçılar paylaşmayı anlaşarak yapabilir; anlaşma yazılı şekilde yapılmalıdır. Anlaşılamazsa paylaşma ya da ortaklığın giderilmesi için sulh hukuk mahkemesine gidilir. Ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Hangi yolun uygun olduğu, malvarlığının türüne ve mirasçılar arasındaki durumun niteliğine göre değişir.

Miras ortaklığı nedir?

Türk Medenî Kanunu’nun 640. maddesine göre birden çok mirasçı bulunduğunda, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olur.

Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları yoktur; her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yayılır (m.701). Kanunda veya sözleşmede aksine hüküm bulunmadıkça yönetim ve tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermesi gerekir (m.702). Bu nedenle tapuda elbirliği mülkiyeti görünen bir taşınmazda, mirasçılardan biri tek başına satış gibi bir tasarrufta bulunamaz.

Aynı madde, mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesinin miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabileceğini ve her mirasçının terekedeki hakların korunmasını isteyebileceğini de düzenler.

Tapuda intikal ve mülkiyet durumu

Türk Medenî Kanunu’nun 705. maddesine göre miras yoluyla mülkiyet, tescilden önce kazanılır; ancak malikin tasarruf işlemi yapabilmesi mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır. Yani mirasçılar mülkiyeti ölümle kazanır, fakat tapu kaydı güncellenmeden devir gibi işlemler yapılamaz.

Tapu kaydında hangi mülkiyet türünün görüneceği (elbirliği ya da paylı), somut dosyadaki işleme göre değişir. Bu nedenle kaydın kendisinin tapu müdürlüğünden veya e-Devlet’ten kontrol edilmesi gerekir; bu notta kayıt türüne ilişkin genel bir kural verilmemektedir.

Mirasçılar anlaşarak nasıl paylaşır?

  • Serbest düzenleme: Aksine bir düzenleme yoksa mirasçılar, paylaşmanın nasıl yapılacağını serbestçe kararlaştırır (m.646).
  • Paylaşma sözleşmesi: Mirasçıların aralarında yapacağı paylaşma sözleşmesi onları bağlar. Sözleşmenin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır (m.676).
  • Paylı mülkiyete dönüştürme: Mirasçılar sözleşmeyle, tereke mallarının tamamı veya bir kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetinin miras payları oranında paylı mülkiyete dönüştürülmesini de kabul edebilir (m.676).
  • Tek mirasçıya verme: Taşınmazlardan birinin bir mirasçıya verilip farkın para ile denkleştirilmesi gibi çözümler, mirasçıların anlaşmasıyla mümkündür; anlaşma olmazsa bu seçenek yargısal paylaşmada hâkimin değerlendirmesine girer (m.642).

Bir malın tapuda devredilmesi için gereken resmî işlemler malın niteliğine ve sözleşmenin içeriğine göre değişebilir; bu ayrıntılar tapu müdürlüğünden öğrenilmelidir.

Anlaşılamazsa hangi yol izlenir?

Türk Medenî Kanunu’nun 642. maddesi, ortaklığı sürdürme yükümlülüğü bulunmadıkça her mirasçının her zaman mirasın paylaşılmasını isteyebileceğini düzenler. Mirasçı, terekedeki belirli malların aynen, olanak yoksa satış yoluyla paylaştırılmasına karar verilmesini sulh mahkemesinden isteyebilir. Paylaşmanın hemen yapılması malın veya terekenin değerini önemli ölçüde azaltacaksa, sulh hâkimi paylaşmanın ertelenmesine karar verebilir.

Elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi ise m.644’te ayrıca düzenlenmiştir: Bir mirasçı dönüştürme isteminde bulunursa sulh hâkimi diğer mirasçılara çağrıda bulunur. Elbirliği mülkiyetinin devamını haklı kılacak bir itiraz ileri sürülmez veya mirasçılardan biri belirlenen süre içinde paylaşma davası açmazsa dönüştürme kararı verilir.

Elbirliği mülkiyetinin paylaştırılması, aksine hüküm bulunmadıkça paylı mülkiyet hükümlerine göre yapılır (m.703). Paylı mülkiyette paylaşma biçimi m.698–699’da düzenlenmiştir:

  • Paydaşlardan her biri, paylı mülkiyeti sürdürme yükümlülüğü bulunmadıkça malın paylaşılmasını isteyebilir (m.698).
  • Paylaşma, malın aynen bölüşülmesi veya pazarlık ya da artırmayla satılarak bedelinin bölüşülmesi biçiminde gerçekleşir (m.699).
  • Biçimde uyuşma sağlanamazsa hâkim, paydaşlardan birinin istemi üzerine malın aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verir; bölme uygun görülmezse veya mal önemli değer kaybı olmadan bölünemiyorsa açık artırmayla satışa hükmolunur (m.699).
  • Satışın yalnızca paydaşlar arasında artırmayla yapılması, bütün paydaşların rızasına bağlıdır (m.699).

Dava türü ayrımı: hangi mahkeme, hangi yetki kuralı?

Kanun metinlerinde birbirine yakın ama aynı olmayan iki başlık görülür: terekenin (miras ortaklığının) paylaşılması ve paylı ya da elbirliği mülkiyetteki malın ortaklığının giderilmesi.

  • Görev: Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 4. maddesine göre sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davalara bakar (m.4/1-b).
  • Mirastan doğan davalarda yetki: Terekenin paylaşılmasına, paylaşma sözleşmesinin geçersizliğine ve benzeri miras davalarına ilişkin olarak ölenin son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir (m.11/1-a).
  • Taşınmaz davalarında yetki: Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir; davalar birden fazla taşınmaza ilişkinse bunlardan birinin bulunduğu yerde diğerleri hakkında da açılabilir (m.12).

Bir davanın m.11 mi yoksa m.12 kapsamında mı değerlendirileceği, davanın terekeyi bütün olarak mı yoksa tek tek malları mı kapsadığına ve dilekçedeki taleplere bağlı olabilir. Bu not bu konuda kesin bir ayrım yapmaz.

Dava açmadan önce arabuluculuk gerekir mi?

Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/B maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, taşınır ve taşınmazların paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasını dava şartı olarak düzenler. Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanlığı, bu zorunluluğun 1 Eylül 2023 tarihi itibarıyla uygulandığını belirtir.

  • Arabuluculuk sonunda anlaşılamazsa son tutanağın aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış örneği dava dilekçesine eklenir. Kanuna göre, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığı anlaşılırsa dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilir (m.18/A).
  • Taraflar anlaşırsa anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerhin alınması zorunludur; taşınmazla ilgili belgelerde şerh, taşınmazın bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesinden alınır (m.18/B).

Bir uyuşmazlığın bu kapsama girip girmediği somut talebe bağlıdır; bu notta her olasılık tek tek değerlendirilmemiştir.

Bu bilgi notu genel bilgilendirme amaçlıdır ve kişiye özgü hukuki görüş içermez.

Kaynaklar